Anasayfa Haberler SAD Duyuru BASIN DUYURUSU: Yunus balina gösteri parklarında ölüm var!
BASIN DUYURUSU: Yunus balina gösteri parklarında ölüm var!
Pazar, 07 Mart 2010 01:00
Sualtı Araştırmaları Derneği – Deniz Memelileri Araştırma Grubu (SAD-DEMAG) olarak, Antalya ilinde bulunan Sealanya Seapark-Dolphinpark isimli işletmede Şubat ayı içerisinde peşpeşe 4 yunusun öldüğü haberini üzüntü ve kaygıyla öğrendik. Bu talihsiz yunusların 2008 yılı başında Japonya’daki sürek avında doğal yaşam ortamlarından yakalanarak  ülkemize getirilmiş yunuslar olduklarını da duymuş bulunuyoruz. Hem ülkemizde hem de dünyada kamuoyunun tepkisini çeken acımasız bir av sonunda çok güçlü sosyal bağlarının bulunduğu ailelerinden ve gruplarından ayrılan bu yunuslar, kendilerinde travma yaratan bu şokun hemen ardından çok uzun süren bir uçak yolculuğuyla, biyolojilerini tehdit eden yabancı bir ortamda taşınarak ülkemize getirildiler. Sonrasında şartlandırma ile gösteri yapmak ve insanlarla etkileşim programında kullanılmak üzere bir eğitimden geçtiler ve özgür ortamlarına hiçbir açıdan benzemeyen tutsaklık ortamında yaşamaya başladılar. Bu yunusların bu travmatik sürecin hangi aşamasındayken ve hangi nedenle öldüklerini tam olarak bilmiyoruz ancak öykülerini bilen herkesin bu 4 yunusun acı hikâyesinden etkileneceğini düşünüyoruz. Söz konusu yunuslar gerek beslenme hatalarından, gerek stresten veya gerek havuzdaki hijyen koşullarından (zehirlenmeden, ilaçlamadan vs.) ölmüş olabilirler. Ancak bu aşamada tam olarak ölüm nedeni bilinmemekle birlikte, esasen yabani yunusların doğal yaşam ortamlarından koparılmaları ve kabul edilemeyecek şekilde zorla çalıştırılmalarının hata olduğu kabul edilmelidir. Ölüm nedeni öğrenilse bile, bu sonuç ne yunus gösteri merkezlerini ne de bu izinleri veren kurumları haklı çıkarır. İstemeden de olsa yunuslar ölmüş olsa bile, bu ortamın yaratılması hatanın kendisidir.
Ancak yine de bu ölümlerin devletin ilgili birimleri tarafından etraflıca araştırılmasını ve sonuçların kamuoyuna sunulmasını ve ardından ülkemizde yabani yunusların canlı olarak yakalanması ve İngiltere ve Brezilya örneklerinde olduğu gibi kesin olarak yunus gösterilerinin ülkede yasaklanmasını talep ediyoruz. SAD bu görüşlerini 2005 senesinden bu yana savunuyor ve ilgili ortamlarda dile getiriyordu. Ancak bu tatsız ve çarpıcı yunus ölüm olaylarına kadar nedense gerçek anlamda konu gündeme gelmedi.
Ülkemizdeki tesislerde tutulan diğer bazı yunuslar ise 2006 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığımızın talihsiz bir izni ile ülkemiz sularından yakalanmışlardı. Küresel ölçekte birçok tehdit yüzünden ciddi yaşam savaşı veren yunusların “canlı yakalanmaları”, Dünya Koruma Birliği (IUCN)’nin 2002–2010 Yunus ve Balinaları Koruma Planı’nda da belirtildiği gibi kasti öldürmeyle eş kabul edilecek kadar büyük bir tehdittir. Buna rağmen ne yazık ki dünyada bazı ülkelerde canlı yunus avı ve ticareti sürmektedir. SAD-DEMAG ayrıca başka ülkelere canlı yunus taşımacılığı yapan ve bir Türk firması olan ULS Havayollarına da doğadaki yabani yunusların taşınmasına ve esaret altında zorla çalıştırmalarına aracılık yapmamaları gerektiği yönünde bir yazı göndermiştir.
Ülkemiz 2006 yılında kendi sularında yaptığı canlı yunus avları ile ne yazık ki taraf olduğumuz Bern Anlaşması’nı ihlal etmişti. 6.maddesi ile yunus avını ve alıkoyulmasını yasaklayan Bern Anlaşması, araştırma gibi bazı istisnai durumlar için canlı ava olanak sağlasa da, yunus tesislerinde yapılan 3 aktivite (gösteri, terapi ve yüzme) istisna kapsamına girmemektedir. Ayrıca 2/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ’de yunuslar, avlanması yasak türler arasında yer almaktadır (madde 16). Hayvanları Koruma Kanunu’nun 4.maddesininin f bendinde ise “Yabani hayvanların yaşama ortamlarından koparılmaması, doğada serbestçe yaşayan bir hayvanın yakalanıp özgürlükten yoksun bırakılmaması esastır” denmektedir. Son zamanda gerçekleşen kayıplar sonrasında Sealanya tesisinin ilgili Bakanlıklarımıza canlı yunus avı ve/veya ticareti izni için talepte bulunmasından kaygı duyuyor, böyle bir durumda ilgili Bakanlıklarımızın yukarıda sözü edilen yasalar ve anlaşmaların gereğini yerine getirerek olası canlı ava izin vermeyeceğini umuyoruz.
Yunus ve balinaların, canlı yakalanmaları sırasında ve hemen sonrasında ölüm oranlarının çok yüksek olduğu, tutsaklıkta birçok nedenden dolayı sağlıklarını yitirdikleri, özgür hemcinslerine göre daha kısa yaşadıkları ve tutsaklıkta yavru ölümlerinin çok yüksek olduğu biliniyor. Bu 4 yunusun ölümü bizler için bu bilinen gerçeğin ne yazık ki bir kez de ülkemizde vuku bulan tatsız olaylarla doğrulanması anlamına gelmiştir. SAD olarak biz, çocuklara yanlış bir doğa eğitimi veren yunus gösterileri, bilimselliği dünyada kanıtlanmamış yunus terapi programları ve insanların bencil istekleri için tasarlanmış yunusla yüzme programlarının hiçbirini yunusların sosyal gruplarından koparılmaları ve tutsak edilmeleri için meşru bir gerekçe olarak görmüyoruz.
Bildiğimiz kadarıyla ülkemizde deniz memelilerinin tutulması ve tutuldukları yerlerin özellikleri ile ilgili spesifik yasa ve yürütmelik bulunmamaktadır. Ülkemizde yasal olarak hayvanat bahçelerine izin verildiği ve uygulandığı bilinmektedir. Ancak deniz memelilerinin insanlarla iletişimine ve gösteri yapmalarına izin verilen bu yerler hayvanat bahcesi olarak değerlendirilemez. Benzer durumun olduğu ülkelerdeki meslektaşlarımız gibi bizler de bu durumdan endişe duymaktayız. Öncelikle bu merkezlerin ülkemizde yasaklanmasını ancak bu gerçekleşene kadar yunus ve balinalar konusunda uzman kişilerin desteği ile bu tesislerine işletilmelerine yönelik yönetmeliğin ivedi şekilde devreye alınmasını talep ediyoruz. Dünyada bu açıdan en sıkı yönetmeliğine sahip olan ve belki de bu yüzden hiçbir yunus tesisi barındırmayan Brezilya, yönetmeliğinde yeni yunus tesislerinin yapımını yasaklamış olan Belçika, ya da yine yönetmeliğinde insanlarla yunus ve balinaların etkileşime sokulduğu programları yasaklamış olan İtalya bu yöndeki çabalarda örnek alınacak ülkelerdendir.
Yine geçtiğimiz günlerde Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir yunus gösteri parkında bir Orka balinasının eğiticisini öldürmesi olayı yunus ve balinalarla etkileşim programlarının insan güvenliği açısından da ne denli tehlikeli olduğunu bir kere daha göstermiştir. Etkileşim programlarında karşılaşılabilecek olan hastalık alışverişi ve yaralanma vakaları ülkemizde henüz olmamış gibi görünse de dünyada pek çok kişinin tutsak yunuslar tarafından yaralandığı kaydedilmiştir. 11 yunus tesisi olan ülkemizde de bu tip olaylar her an yaşanabilir. Bu bilgiler ışığında hazırlanacak mevzuatın gibi tesislerde insanlarla yunus balinalar etkileşimini yasaklayan maddeler içermesi hem yunus ve balinaların hem de insanların sağlığı ve güvenliği için yaşamsal önemdedir. Bu konuda özel yasaya sahip ülkelerden İtalya’da vurguladığımız gibi yunus ve balina etkileşim programları yasaklanmıştır.
Yunus ve balinaların biyolojileri göz önüne alınarak hazırlanacak yasa ve yönetmeliklerin ülkemizde bulunan 11 tesisin mevcut koşullarının da gerektiği gibi değerlendirilmesini sağlayacağını ve bu uygulama ülkemizde tamamen ortadan kaldırılıncaya kadar, buralarda bulunan tutsak hayvanların koşullarının yaptırımlarla iyileştirileceğini umut ediyoruz.
Ancak unutulmaması gereken, en “iyi” tutsaklık koşullarında dahi yunus ve balinaların biyolojilerinin gerektirdiği biçimde yaşamalarının mümkün olmadığıdır. Diğer deyişle yunus tesisleri için Avrupa ya da dünya standartları diye bir şey yoktur. Yunusların ülkemizdeki tesislerin dünya standartlarında olmadığı için öldüklerini düşünmek de bu yüzden çok yanlıştır. Avrupa’da ve dünyada meslektaşlarımızın duydukları kaygılar bizimkilerle benzer bir şekilde yunus ve balina tutsaklığının temelde sorgulanmasını içermektedir. Avrupa’da tutsak yunus ve balinaların 1999/22/EC direktifince öngörülen uygun yaşam ortamlarında bulunmadıklarına ilişkin görüş hakim olduğundan meslektaşlarımız tarafından “Yunus tutsaklığına son verilmesi için Avrupa İttifakı” kurulmaya karar verilmiştir. Derneğimiz de bu ittifakın içerisinde yer almaktadır. İttifak olarak yeni yunus tesislerinin kurulmaması ve deniz memelilerinin ticaretinin sonlandırılması için bir kampanya başlattık. Kampanyaya gösterilen ilgi, kamuoyunun yunusla yüzme ve bilimselliği kanıtlanmamış terapi ve gösteri amaçlı yunus ve balinaların tutsak edilmesi ve ticaretinin yapılmasını meşru görmediğinin bir kanıtıdır. Ülkemizde sayıları hızla artan bu tesisler ve bu tesislerle ilgili haberlere yansıyan olumsuz olaylar doğal olarak ülkemizin imajını da büyük ölçüde zedelemektedir. Doğal hayatla ilgili olumsuz gelişmelerin gitgide arttığı son yıllarda, bilinçli turizmin yaban hayata saygılı olan turizm olduğu bilinci oluşmuştur. Ülkemizin yaban hayatın korunması konusunda gösterdiği olumlu çabaların yunus tesislerinde kullanılmak üzere canlı yunus avı ve ticaretine verdiği izinle gölgelendiğini düşünüyor, bu talihsiz tutumun devam etmemesini umut ediyoruz.
Yunus tesislerine gösterilen tepkiye duyarlı bazı tur şirketleri ülkemizdeki yunus tesislerine tur düzenlemeyi durdurduklarını açıklamışlardır. Bu haberler tesislerin zarar etmesine ve ellerindeki yunusları salmalarına neden olabileceği için bir yanıyla kaygı vericidir. Tutsak yunusların doğaya salınması ile ilgili ayrıca kurallar vardır ve bu kurallar salınmanın uzmanlık gerektiren oldukça masraflı bir süreç olduğunu ve belirlenmiş bir prosedürün izlenmesinin ardından salınabileceğini belirtir. Bu prosedürde ayrıca yunus salınmalarının özellikle yaban populasyonlarına zarar vermeyecek şekilde yapılması gereğinin altı çizilmektedir. Avlandıkları bölgeden (yaşadıkları orijinal yaşam alanlarından) farklı bir yerde salınan yunusların o bölge populasyonu için yabancı patojen ve genetik kirlilik tehlikesini gündeme getirdiği de önemle belirtilmektedir. Tüm bu bilgiler ışığında konuyla ilgili resmi kurumların tabi olduğumuz uluslararası sözleşmeleri göz önünde bulundurarak, hem yeni canlı yunus avı ve ticareti konusunda, hem de mevcut yunus gösteri merkezlerinin zaman içinde tamamen kapatılmaları konusunda konuyu daha yakından izlemeleri ve gereken hassasiyeti göstermelerini umut ediyoruz.
 
 
Ek: “The Case against Marine Mammals in Captivity”
 
 
Daha fazla bilgi için;
Fethi BENGİL
SAD-DEMAG Koordinatörü  
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız